| İçimizdeki Bizler |
|
| Salı, 15 Ağustos 2006 16:46 | |||
|
Reyhan Alper - insankaynaklari.com (Eğitim Danışmanı) Bize öğretildiği gibi konuşuruz, yürürüz, yemek yeriz ya da giyiniriz. Bize öğretildiği gibi, bizim öğrendiğimiz gibi algılarız, yorumlarız, duygulanırız, yargılarız. Kısacası dünyaya geldiğimiz andan itibaren bir takım davranış kalıpları benimser ve bunlara göre düşünür, duygulanır ve davranırız. Kendi kalıplarımızın içinde kendi doğrularımızı belirler, mutlu mesut yaşarız. Ta ki kendi doğrularını belirlemiş başka biriyle karşılaşana kadar. O dakikadan sonra başlasın yanlış anlamalar, yargılamalar, sorgulamalar, iletişim faciaları…
Kuşağımızın en büyük devrimi, insanların zihinlerinin içini değiştirerek yaşamlarını değiştirebileceklerinin keşfedilmesidir. Özellikle iş yaşamında iletişimin ve kişiler arası ilişkilerin önemi tartışılamaz. Organizasyonlarda sürekli iletişim halinde olan pek çok insan çalışır ve işler aslında bu şekilde yürür. Eric Bern tarafından geliştirilen Transaksiyonel Analiz (Karşılıklı Davranışsal Analiz) kuramında iletişim, kişiler arası ilişkiler yönünden ele alınır. Eric Bern ‘e göre organizasyonlarda iletişimin sorunsuz devam etmesi için insanlar arsındaki karşılıklı davranışların tamamlayıcı olması gerekir. Bu karşılıklı davranış kalıpları tamamlayıcı olduğu sürece iletişim sağlıklı şekilde yürüyebilir. Bunun içinde transaksiyonda (karşılıklı davranışta) bulunan kişilerin birbirlerinin hangi benlik / ego durumlarında olduklarını bilmeleri ve buna göre farklı tutumlar geliştirmelidirler. Genel olarak Karşılıklı Davranışsal Analiz (Transaksiyonel Analiz) kuramının felsefesinin dayandığı temel unsurlar:
İnsanlar kendi kaderlerini belirleyebilir, yaşamlarının akışını değiştirebilirler. Bu yönde farkında olarak ya da olmayarak seçimler yaparlar ve seçimlerini yaşarlar. Tüm insanların varlıklarını farlılıklarına rağmen kabul etmeli ve saygı göstermelisiniz Dengeli bir kişi üç benlik/ ego durumunu da uyumlu bir biçimde kullanan kişidir. Ana-baba benlik durumu için iki genel davranış kalıbından söz edebiliriz:
Seven/destek olan ebeveyn durumunda ise kişiler daha çok “dikkatli ol, ben sana yardım edeceğim, unutma gibi destekleyici ve koruyucu ifadelerde bulunurlar. Yetişkin benlik durumunda bireyin duygu, düşünce ve davranışları nesnel verileri işleyerek yaşamda karşılaşılan her türlü problemin çözümüne yönelik yaşantılardan oluşmaktadır. Kişiliğin olgun ve düşünceli kısmıdır. Yetişkin ego durumunda insanları onlara yüklediğimiz anlamlarla değil, oldukları gibi kabul ederiz ve bu ayrımın farkında oluruz. Yetişkin benlik durumunu kullanan bireyler bilgi toplar, mantıklı davranır, olasılıkları tahmin eder, problemlere mantıklı bir biçimde yaklaşır ve çözer, duygu ve önyargılara göre değil, gerçek verilerle davranır.”Ne oldu?, Haydi araştıralım, Nasıl oldu?, Diğer alternatifler neler?” gibi ifadeler kullanırlar. Özgür/doğal çocuk: İçimizdeki çocuk doğaya yakındır, disiplinli değildir, duygularıyla davranır, talepkar, yaratıcı ve spontandır. Genellikle “istiyorum, keşke benimde olsaydı” gibi ifadeler kullanırlar. Uyumlu çocuk: Ebeveynlerin yetiştirmesi sonucu ortaya çıkan benlik durumudur. Genellikle ebeveynlerinin istediklerini yapar, yoğun olarak kullandığı ifadeler; “özür dilerim, yapamıyorum” Mini test. Yanınızdaki arkadaşınıza sordunuz: Saatin kaç? Arkadaşınız farklı ego durumlarını kullanarak sizi 3 farklı şekilde yanıtlayabilir; Dördü beş geçiyor (yetişkin) Sen artık kendine bir saat alsan iyi olacak (ebeveyn) Dünkü bu vakit (gülerek) (çocuk) İletişimin ve kişiler arası ilişkilerin artarak önem kazandığı günümüzde, sizin etrafınızdakilerin benlik durumu nedir? Siz dünyaya hangi benliğinizden sesleniyorsunuz? Konu ilginizi çektiyse ufak bir hatırlatma; Dünya Transaksiyonel Analiz Kongresi bu yıl İstanbul’da 26 – 29 Temmuz tarihleri arasında düzenleniyor. Bilgi için http://www.ta2006.org/2.htm . Referanslar Kaynak:insankaynaklari.com
|




