FriendFeed'de bana abone ol

Üye Giriş

coloRSS



Avara E-posta
Pazartesi, 14 Ağustos 2006 06:36
anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: Vahşi Siyah Atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimselere bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
Ve bir gün gideceğimiz Amerika vardı
herkesin bir Amerika'sı vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi Amerika'sını arardı

                kısık ışıklı arkadaş odaları
                plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
                kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
                okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
                ve dünyanın bütün limanları
                önümüzde sessizce uzardı

                BİTERDİ PLAK. DİSK BOÞA DÖNERDİ.
                DÜÞLERİMİZ ÇARPIP GERİ DÖNEN SULARDI ÞİMDİ
                BÖYLE ZAMANLARDA İLK SÖZÜ SÖYLEMEKTEN
                KAÇINIRDI HERKES
                SONRA BİRİ USULCA KALKAR, HERKESE ÇAY KOYARDI
                ANIMSIYOR MUSUN?

                Vahşi, siyah atlardık
                kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
                deri ceketlerimize sığdırdığımız düşlerimiz kadar
                aşık ve düşmandık
                dünya acıtırdı bizi, herşey kanatır, herşey yaralardı
                sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
                öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
                geceleri uyumayan çocuklardık,
                otobüs garlarında uzun maceralar umar
                apansız yolculuklara çıkardık
                uykulu kentlere girerdik gece yarıları
                ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
                gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzaklıkta
                sarhoş bindiğimiz otobüsün penceresinden
                sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
                sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
                yumruklarımızı sıkar, sessizce ağlardık
                ışığı açık kalmış pencereler, kepengi örtülü dükkanlara,
                yaz bahçelerinden taşan çiçeklere,
                adını bile bilmediğimiz bu kente
                neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
                uzun uzun bakardık
                anımsıyor musun?
                ahh o gece yolculukları
                bir başka kente, bir başka insan olmanın umutları
                kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
                gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
                                                        kaç yol arkadaşı?
                sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
                ne kalıyor elimizde?
                ölenler,
                terkedenler,
                bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

                vahşi siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
                içimizden kimse gidemedi Amerika'ya
                kendi Amerika'sı da olmadı hiçbirimizin
                yağmur aldı
                rüzgar aldı
                zaman aldı
                o vahşi siyah atları
                herşey o eski rüyada kaldı

                çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
                çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
                öldükleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
                peki, sen anımsıyor musun?

Murathan Mungan